
"Her nefes alıp verdiğimde, ciğerlerime dolan havanın gürültüsü doğrudan kulağımın içinde yankılanıyor. Kendi nefesimi kulak zarımda esen şiddetli bir fırtına gibi duyuyorum. Ama en dehşet vericisi konuşmak... Ağzımı açıp tek bir kelime söylediğim an, sesim kendi kafamın içinde patlıyor. Sanki boş bir fıçının içine bağırıyormuşum gibi, kendi sesim kulağımda sağır edici bir şekilde yankılanıyor. Üstelik kulağımda hiç geçmeyen ağır bir baskı, bir tıkanıklık ve dolgunluk hissi var."
Kısa cevap: Patülöz (açık kalan) östaki tüpü, normalde kapalı durması gereken östaki borusunun sürekli ya da sık sık açık kalmasıdır. Bu durumda kişi kendi sesini ve nefesini kulağının içinde yankı gibi, rahatsız edici biçimde yüksek duyar [1, 2].
Östaki tüpü, orta kulağı burnun arka kısmına (genizdeki boşluğa) bağlayan yaklaşık 3,5–4 cm uzunluğunda ince bir kanaldır. Görevi orta kulaktaki hava basıncını dış ortamla eşitlemek ve kulağı korumaktır.
Sağlıklı bir östaki tüpü günün büyük bölümünde kapalıdır. Yalnızca yutkunurken, esnerken veya çiğnerken saniyenin onda biri kadar kısa süre açılıp hemen kapanır [16]. Bu kapalı durum, kendi sesimizin ve nefes seslerimizin kulağa doğrudan ulaşmasını engelleyen doğal bir yalıtım görevi görür.
Tüpün burun tarafındaki ağzında, kapanmayı sağlayan yumuşak doku ve kıkırdak yapısında hacim kaybı ya da şekil bozukluğu oluşur. Tüp tam kapanamaz; ses ve hava, genizden orta kulağa doğrudan geçer [1, 3]. Kulak zarı her nefeste içeri-dışarı hareket edebilir [2].
Patülöz östaki tüpü, çok daha sık görülen tıkalı (obstrüktif) östaki sorununun tersidir. İkisi de "kulak dolgunluğu" yapabildiği için sık karıştırılır; bu ayrım tedavi seçimi açısından kritiktir [3].

En tipik şikâyet, kişinin kendi sesini kulağında hoparlörden gelir gibi, yankılı ve yüksek duymasıdır. Tıpta buna otofoni denir. Japon Otoloji Derneği kriterleriyle tanı konan 78 kulaklık bir seride ses otofonisi %94, kulak dolgunluğu %87, nefes sesini kulakta duyma %78 oranında görülmüştür [4].
Sık görülen belirtiler:
Ayırt ettirici ipucu: Belirtiler genellikle ayakta ya da egzersiz sırasında artar; yatınca veya başı öne eğince geçer. Aynı seride hastaların %91'inde şikâyet yatar pozisyonda veya öne eğilince azalmıştır [4]. Grip veya nezle sırasında burun tıkalıyken de şikâyetler geçici olarak kaybolabilir [16].
Bazı hastalar rahatlamak için sürekli burnunu çekme (sniffing) alışkanlığı geliştirir. Bu, tüpü geçici olarak kapatır ama uzun vadede orta kulakta basınç sorunlarına yol açabilir [2].
Şikâyetler tehlikeli olmasa da günlük yaşamı ciddi biçimde bozabilir. Aynı Japon serisinde kulakların %58'inde yaşam kalitesi kaybı "ağır" düzeyde ölçülmüştür [4].

Çoğu hastada tek bir neden yoktur; tüpün ağzını dolduran yağ dokusu ve yumuşak dokunun azalması en sık açıklamadır [10]. Tüpün kapanmasını sağlayan ön-dış duvardaki "valf" bölgesinde içe doğru çökük bir şekil bozukluğu olduğu endoskopik çalışmalarla gösterilmiştir [1].
Hızlı ve fazla kilo kaybı
En iyi bilinen nedendir. Mide küçültme ameliyatı olan 141 hastada patülöz östaki %21 sıklıkta bulunmuş; kilo kaybı hızlı olanlarda daha sık görülmüştür [5]. Türkiye'den 2026 tarihli bir çalışmada ilk aylardaki kilo kaybı hızı, şikâyetin kalıcı olup olmayacağını belirlemiştir [6].
Gebelik ve hormonal değişiklikler
Gebelik, doğum kontrol hapı ve bazı hormon tedavileri ile ilişkilendirilmiştir; çoğu zaman gebelik sonrası kendiliğinden geçer [10, 16].
Östaki balon dilatasyonu sonrası
Tıkalı östaki için yapılan balon genişletme işleminden sonra tüplerin yaklaşık %7'sinde patülöz belirtiler gelişmiştir; çoğu hafif ve geçicidir [7].
Daha önce östaki sorunu yaşamış olmak
Poe'nun serisinde patülöz östakinin en güçlü ilişkili olduğu durum geçmişteki östaki fonksiyon bozukluğuydu [1].
Diğer
Baş-boyun radyoterapisi, bazı nörolojik hastalıklar, yoğun egzersiz ve sıvı kaybı da tetikleyici olarak anılır.
Sağlıklı, normal kilolu kişilerde de belirgin bir neden olmadan ortaya çıkabilir.
Tanı; dikkatli bir öykü, oturur pozisyonda kulak muayenesi ve östaki tüpünün açık olduğunu gösteren testlerle konur. Tek başına yeterli tek bir test yoktur [2, 3].

Patülöz östaki tüpü tehlikeli bir hastalık değildir; tedavinin amacı yaşam kalitesini bozan sesleri ortadan kaldırmaktır. Tedavi en basitten başlar, şikâyet sürer ve hayatı kısıtlarsa cerrahi seçeneklere geçilir [2, 3].
Durumun ne olduğunu ve tehlikeli olmadığını öğrenmek birçok hasta için tek başına büyük rahatlama sağlar [18]. Kilo kaybına bağlı vakalarda kilonun bir miktar geri alınmasıyla şikâyetler sıklıkla geriler [21]. Gebelikte görülen form çoğunlukla doğumdan sonra kendiliğinden düzelir.
Pratik öneriler:
Tuzlu su burun damlaları ve bazı merkezlerde östrojen içeren burun damlaları, tüp ağzındaki dokuyu nemlendirip şişirmeye yönelik kullanılır [17, 21]. Bu ilaçların etkinliğini gösteren kanıt düzeyi düşüktür ve etki çoğu zaman geçicidir [11].
İlaçlara rağmen en az birkaç ay süren ve hayatı belirgin kısıtlayan şikâyetlerde cerrahi düşünülür. Yayımlanmış cerrahi serilerin ortalamasında hastaların yaklaşık %72'sinde belirtilerde düzelme bildirilmiştir; ancak çalışmaların tamamı küçük vaka serileridir [10].
1. Kulak zarına yönelik işlemler
Kulak zarına küçük bir havalandırma tüpü takılır ya da zar kalınlaştırılır. Bazı hastalarda nefes sesini azaltır, ancak östakinin kendisini düzeltmez [2, 10].
2. Tüp ağzına dolgu enjeksiyonu
Kalsiyum hidroksiapatit veya kişinin kendi yağı, tüp ağzının duvarına enjekte edilir. Hidroksiapatitte kulakların %57–63'ünde belirgin düzelme [15], yağ enjeksiyonunda 28 hastalık bir seride %93 başarı bildirilmiştir [16]. Etki zamanla azalabilir [12].
3. Tıkaç veya "şim" yerleştirme
Kulak zarı yoluyla tüpün içine silikon bir tıkaç (Kobayashi plug) ya da burun yoluyla küçük bir kateter yerleştirilir. Çok merkezli prospektif bir çalışmada %82 başarı bildirilmiş, hastaların %17'sinde orta kulakta sıvı gelişmiştir [14, 17].
4. Kıkırdak ile rekonstrüksiyon
Burun yoluyla endoskopik olarak, tüp duvarındaki çöküklük hastanın kendi kıkırdağıyla doldurulur. Tüpü tamamen tıkamadan valf işlevini onarmayı hedefler [1]. Ayrıntısı aşağıdaki bölümde.
5. Tüpün tamamen kapatılması
Diğer yöntemler başarısız olursa tüp kalıcı olarak kapatılır. En uzun süreli rahatlamayı sağlar, ancak orta kulakta sıvı ve kalıcı kulak tüpü ihtiyacı daha sık görülür [12].
Her yöntemin avantajı ve dezavantajı vardır; seçim, muayene bulgularına, tüpteki defektin şekline ve hastanın beklentisine göre birlikte yapılır [3].
Kıkırdak rekonstrüksiyonu, tüpün burun tarafındaki ağzında bulunan çöküklüğü hastanın kendi kıkırdağıyla doldurarak tüpün doğal kapanma işlevini geri kazandırmayı amaçlayan endoskopik bir ameliyattır [1]. Tüpü tıkamak yerine onarmayı hedeflediği için, yutkunurken açılıp dinlenirken kapanan normal mekanizmayı korumaya çalışır.
Poe'nun ilk serisinde ameliyat edilen 14 tüpün tamamında otofoni ameliyattan hemen sonra geçmiştir; ortalama 16 aylık takipte 14 tüpün 13'ünde belirgin düzelme sürmüş, ancak bunların yaklaşık yarısında hasta sonucu yeterli bulmamıştır; komplikasyon görülmemiştir [1]. Daha geniş serilerde zamanla kısmi şikâyet dönüşü görülebildiği, bu durumda işlemin tekrarlanabildiği ya da başka yöntemlerle birleştirilebildiği bildirilmiştir [12]. 2025 tarihli bir analizde kıkırdak veya doku ile rekonstrüksiyon, dolgu enjeksiyonuna göre daha düşük nüks riskiyle ilişkili bulunmuştur [13].
Tüm patülöz östaki cerrahilerinde olduğu gibi, sonuçlar kişiden kişiye değişir ve hiçbir yöntem için %100 başarı vaadi doğru değildir [3, 10].

Şekil 1 – Sorun nerede? Burnun arka kısmından kamerayla bakıldığında, açık kalan tüpün ağzı oval ve sürekli açık görünür. Tüpün ön-dış duvarında, kapanmayı sağlaması gereken bölgede içe doğru bir çöküklük vardır.

Şekil 2 – Kıkırdağın alınması. Hastanın kendi kulak kepçesi (konka) veya burun bölmesi (septum) kıkırdağından küçük bir parça alınır. Burun içinde eğrilik varsa septum kıkırdağı tercih edilir. Kişinin kendi dokusu olduğu için vücut tarafından reddedilmez.

Şekil 3 – Cep oluşturma. Burun içinden ilerleyen endoskopla, östaki tüp ağzının ön-dış duvarındaki mukozada küçük bir kesi yapılır. Mukoza altında, çöküklüğün tam arkasına uzanan ince bir cep hazırlanır.

Şekil 4 – Kıkırdağın yerleştirilmesi. Şekillendirilen kıkırdak bu cebe yerleştirilir. Böylece içe çökmüş duvar yeniden dışa doğru kabarık (konveks) hâlini alır ve tüp dinlenme hâlinde kapanabilir. Mukozada açılan cep eriyebilen dikişlerle kapatılır. Bu dikişlerin alınmasına gerek yoktur.

Sonuç. Dinlenirken tüp kapalı kalır; ses ve nefes artık kulağa ulaşmaz. Yutkunurken kaslar tüpü yine açabilir, böylece kulağın havalanması korunur.
"En acısı da anlaşılamamak... Doktora gidiyorum, muayene edip 'Kulağınız sapasağlam, tertemiz görünüyor' diyorlar. Kimse kafamın içinde kopan o gürültüyü duymuyor. İnsanlar içime kapandığımı, konuşmaktan kaçındığımı düşünüyor. Çaresizlikten tamamen tükenmiş durumdayım. Kendi bedenimin çıkardığı seslerin arasına sıkışıp kalmak insanı günden güne yalnızlaştırıyor ve yaşam enerjisini söküp alıyor."
En sık nedenlerden biri patülöz (açık kalan) östaki tüpüdür; özellikle nefesinizi de kulakta duyuyorsanız ve yatınca geçiyorsa. Ancak aynı şikâyet iç kulaktaki denge kanalı incelmesi (SSCD) ve kulakta sıvı gibi durumlarda da görülebilir. Ayırımı bir KBB uzmanının muayenesiyle yapmak gerekir.
Hayır, tehlikeli bir hastalık değildir ve genellikle işitme kaybı yapmaz. Sorun, rahatsız edici seslerin yaşam kalitesini bozmasıdır.
Yatınca boyundaki toplardamarlarda kan göllenir ve tüpün çevresindeki dokular hafifçe şişer. Bu şişlik açık kalan tüpü geçici olarak kapatır.
Evet, özellikle hızlı ve fazla kilo kaybı en iyi bilinen risk faktörüdür. Mide küçültme ameliyatı sonrası hastaların yaklaşık beşte birinde görülmüştür [5]. Kilo kaybının hızı, şikâyetin kalıcı olup olmayacağını da etkiler.
Gebelikte hormonların etkisiyle ortaya çıkabilir ve çoğunlukla doğumdan sonra kendiliğinden geçer. Bu dönemde ilaç kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.
Burun çekmek tüpü geçici olarak kapatır ama alışkanlık hâline gelirse orta kulakta negatif basınca ve kulak zarında çökmeye yol açabilir. Bu nedenle önerilmez.
Burun açıcı spreyler patülöz östakide genellikle şikâyeti artırır. Kulak zarına takılan tüp bazı hastalarda nefes sesini azaltsa da sorunun kaynağını çözmez. Bu yüzden doğru tanı tedaviden önce gelir.
Gebelik, geçici kilo kaybı veya balon işlemi sonrası gelişen vakaların önemli bölümü zamanla düzelir. Uzun süredir devam eden ve nedeni ortadan kalkmayan vakalarda ise şikâyet sürebilir.
Şikâyetler aylardır sürüyor, ilaçlarla geçmiyor ve iş, sosyal yaşam veya uyku belirgin biçimde etkileniyorsa cerrahi seçenekler değerlendirilir.
Burun yoluyla endoskopik olarak, açık kalan tüpün duvarındaki çöküklüğün hastanın kendi kıkırdağıyla doldurulmasıdır. Amaç tüpü tıkamak değil, normal kapanma işlevini geri kazandırmaktır.
Ciltte kesi yapılmadığı için dışarıdan görünen bir iz kalmaz. Kıkırdak alındığı bölge kulak kepçesi olduğunda, bu bölgenin pansumanı yapılması gerekir. Kıkırdak burun septumundan alındığında, septoplasti ameliyatına benzer oluklu silikon burun tamponu konulması gerekir.
Bazı hastalarda zamanla kısmi şikâyet dönüşü olabilir; bu durumda işlem tekrarlanabilir veya başka yöntemlerle desteklenebilir. Takip ziyaretleri bu yüzden önemlidir.
Kulak burun boğaz uzmanına, tercihen kulak hastalıkları (otoloji) ve östaki tüpü konusunda deneyimli bir hekime başvurmanız önerilir. Muayenede kulak zarının oturur pozisyonda ve nefes alırken incelenmesi tanı için önemlidir.
© 2026 Dr. Selçuk Mülazımoğlu - Tüm Hakları Saklıdır.
Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır, hekim muayenesinin yerine geçmez. Acil durumlarda 112'yi arayın.
Yasal Uyarı· KVKK Aydınlatma Metni · Çerez Politikası · Son güncelleme: 17.10.26 Site sorumlusu: Dr. Selçuk Mülazımoğlu - selcukmulazimoglu@gmail.com